Kayıtlar

Krizin doğurduğu fırsat

Resim
Bugün biraz da hiçbir şey olmamış gibi kalktım. Ülkeyi etkisi altına alan depremin üzerinden geçen günler gittikçe acısını bizlerde azaltmaya başladı. Tepkisel olarak olaylara gösterdiğimiz reaksiyonlar insancıldı. Bir ara üzerimizi saran kara bulutun hiç geçmeyeceğini düşündüm. Gerçi afetin içinde bulunanlar için bir ömür geçmeyeceği kesin ama bizler yani olayın dışında kalanlar bir şükürle bulutlardan kurtulacak. Depremlere gebe ülke olmamıza rağmen sanki doğal afetin karşısında hiçbir tedbirin ve önlemin etkili olmayacağına inandırılarak yaşamaya devam ediyoruz. Uzmanların söylemleri ilk bir ay herkesin kafasına ilmek ilmek işlenir sonra absürt bir haberler dizisi sahneye sürüldü mü her şey eski haline gelerek insanlık için utanç verici halimize hızla dönüyoruz; kin güderek, nefret ederek, hasım kesilerek! Müreffeh bir toplum olma yolunda sadece afet dönemlerinde inanılmaz birliğe sahip oluyoruz. Kısa süreli olsa da herkes dayanışma örneği göstererek insanlığımızı tekrar fethediyoru...

Karanlıktan yükselen senfonim

Resim
Derinlerimde, ulaşılması zor yerlerde çığlıklar eşliğinde yükselen şarkıların mırıltılarını duyabiliyorum. Keşfine çıkmaktan korktuğum derinliğimden arşa yükselen bu sesleri daha iyi dinlemek için karanlığa giriyorum. Karamsarlığın timsali olan karanlıklardan söz etmiyorum. Piyano tuşlarından yükselen sesleri andıran çığlıkları en iyi resmedecek ve anlamamı sağlayacak yerdir, karanlıklar.  Sabahın ilk ışığı sokağa dökülmeden ben çoktan ayaklanmış, ellerimi ceplerime yerleştirmiş, sırtıma vuran ayazın o iç ürperten soğuğundan kaçma adına başımı omuzlarımın arasına alarak, titreyen bacaklarıma aldırış etmeden yürüyüşe çıkmıştım. Yolun köşesine varmama az kalmıştı ki bir kedinin acı sesleriyle irkildim. Başka kedilerin akıbetinden kaçma adına devamlı sağa sola koşturuyordu. Diğer kediler yakaladığında sert pençelerine maruz kalarak yere bir avuç tüy bırakıp kaçmaya devam ediyordu.  Bizlerde böyleyiz aslından. Bizi kedilerden veya diğer canlılardan ayıran tek özellik hiçbir özelli...

Esaret ve Beşaret

Resim
                                      Kevin Adams’ın “Life Time” adlı çalışması. İnsanın kendini keşfetmesi yalnızlığıyla ödüllendirilmemelidir. Keşif, insanların arasında parlamaya çalışmaktır. Sessizliğin hakim olduğu yerde ses olmaktır. Yokuş yukarı çıkarken yokuş aşağı koşarcasına ilerlemektir. Hayatı bir gaye değil de gaye edinmeyi hayat edinilmeli. Yüklerinizin azalması zıtlıklarla mümkündür. Olağan şeyleri anlamlı görmeye başladığınızda yıpranırsınız. Zira mücadeleyi yanlış yerde veriyorsunuzdur. Aklınızı bulandırmayan, sizi ürkütmeyen veya heyecanlandırmayan eylemlerden uzak kaldığınızda giriştiğiniz mücadelelerden ötürü zulüm görürsünüz.  İyinin karşısına kötülüğü getirmek sözel olarak pek çirkin görüntü sunsa da pekiştirilmesi gereken şey mücadelenizi doğru tarafa çekmektir. Kötü, nihayetinde insan ömrünün bir bölümü zehirler. Ah, vah edip içe dönerek zehrin karşısında durursanı...

Algıya teslim olmak;

Resim
Algıya teslim olmak; Bildiğimizi sandığımız ama hiçbir şekilde bilgimize yansımayan algılarla o kadar içli dışlı olmuşuz ki, fikrimizin dışındaki her olguyu '' yanlış ve de hatalı '' imgesiyle damgalıyoruz. Oysa bildiğimiz kadar varız tezinin oluşturduğu gerçeğe bir kavuşabilsek sadece dünyanın bir algıdan ibaret olduğunu kavrayacağız. Ancak bizler algıyı '' gerçek '' olarak bildiğimizden ötürü kayıplarımızın pek değeri olmuyor.  Topluma nifak tohumu ekmenin algılarla mümkün olduğunu bilmemize rağmen, dayatılan veya sunulan algılara '' inanarak '' tüm çıplaklığımızı gerçek kabul gördüğümüz algılara buluyoruz ve neticede itibar kaybına maruz kalıyoruz. Kaybını hissedemediğimiz itibarımızın boşluğunu ileri dönemlerde fark edince sebepleri nelerdir diye fikir yürütmeye başlarız. Haliyle bu fikir yürütmeler '' algı '' denilen sözde bizim gerçek diye kabul ettiğimiz kalın duvarlara çarparak bize geri geldiğine tanık oluruz. Al...

Küçük dağın büyük gölgesi

Resim
                                                                Fotoğrafın alındığı profil              Bir sabah uyandım ve insanların sokaklara döküldüğünü, ağladıklarını ve çocukların yerleri dövdüklerini gördüm. Gruplar halinde bulunan ebeveynler de dizleri üzerine çökmüş ellerini göğe kaldırmış dua ediyorlardı. Bazı duaların o sıcak tınısını duyunca huzura misafir oldum. Sonra bir gürültü koptu. Herkes çil yavrusu gibi dağıldı. Çocuklar bilmedikleri insanlara anne, baba diyerek koşup sarılıyordu. Gözleri kanayan ebeveynler çocuklarının isimlerini haykırıyordu.  Yaşananlara dayanamadım, koşarak aralarına girdim. Çocukların yanlarına gidip isimlerin öğrenmeye çalıştım. Kimse sesimi duymuyordu. Önünde eğildiğim çocukların gözleri bana değmiyordu. Ellerimle üzerimi yokladım. Hissediyordum...

En iyi dostlarım, koltuk değneklerim.

Resim
Öncelikle geçmiş olsun. İki kere bacak kırığı yaşamış birisi olarak aklınızdaki birçok soruya yanıt vereceğimden kuşkunuz olmasın. İçinde bulunduğunuz o buhranın nelere sebebiyet doğurduğunu bilirim, yaşadım.  Öncelikle kırığınızın parçalı olması iyileşme sürecinizi normal kırıklara nazaran biraz daha sancılı geçmesini sağlayacaktır. Tabii bu korkmanıza vesile olmamalıdır.  2009 (19) yılında karşıdan karşıya geçerken yavaş ilerleyen bir aracın önüne atlayıp yaya geçidinden karşıya geçerken yan yoldan gelen bir arabanın çarpması sonucunda yerden 10 metre kadar yükseldim ve orta refüjde bulunan palmiye ağacına çarptım. Ağacın dikenlerine batarak yere düştüm. Palmiye ağacı olmasaydı diğer yola düşebilirdim sonrası malum.  Hastaneye kaldırıldım. Ameliyatın beş saat sürdüğünü ablamdan öğrenmiştim. 10 gün hastanede kaldıktan sonra eve yolandım. 19 yaşında bir gençtim. Hayat karşısındaki tüm ideallerim, hayallerim, umutlarım bir kazada yerle yeksan oldu ve içe kapanık bir insan ...

Cennetin en güzel kokusu

Resim
  Yetmiş beş yaşındaki kamburu çıkmış yaşlı adam yol üzerinde dudaklarını oynatarak ilerliyordu. Sol elinin altındaki bastonu yaldız kaplamalıydı. Başını kaldırmakta zorlandığı gözlerden kaçmıyordu. İnsanların yüzlerini saran telaşı, sevinci, huzuru hissetmeye çalışsa da başaramıyordu. İnsanlardan yayılan renkleri algılayamıyordu. Boynundaki ipe bağlı gözlüğünü titrek ellerle gözünün önüne indirdi. Çocukların annelerinin, babalarının ellerini çekiştirerek gerilerinde kalan dükkanların camekanlarında görülen oyuncakları aldırmak için başlarını geriye döndürerek onların vicdanlarına dokunmaya çalışmaları yaşlı adamın yorgun canına dokunmaktaydı. Yanlarına yaklaşıp isteklerini onlara sunmak için yürüyecek gücü kendisinde bulamıyordu. Bazı çocuklar da ailelerini kandırarak ağlıyor süsü vermiş ve isteklerini aldırmışlardı. Diğer tarafta bizim yaşlı karakterimiz günlerdir görmediği hatta aylardır görmediği torununu hatırlamak için hafızasını kurcaladı. Dudağından hüzünle karışık tatlı ...