Kayıtlar

Toplum yapılandırılması

Resim
    Yaşamın çetrefilli olduğu konusunda ayrıma düşmeyeceğimiz kesindir. Konumuzun dışında kalan '' ağzında gümüş kaşıkla '' doğanlar kısmını dile getirmemeyi düşünüyorum.    Bütün kalabilmenin zorlayıcı yanlarından birisi de '' öze '' iltica edilmesidir. Toplumun her bir ferdi yapısı gereği olayları '' hep '' aynı pencereden bakamayacağından dolayı , zorlayıcı tarafı hepimiz için farklı anlamlar içerir. Temel düzeyi sarsıcı olan '' bilinç '' sahibi kişilerin çoğunluğu toplum yapısında büyük değişimlerin olmasına nedendir. Bilincin ötesinde söylenenlere kadiri mutlak gerçeklik gibi kabul görülürse ve korunmaya çalışılırsa yıkıcı yanlarıyla karşılaşmamız olağandır.    Önceliğimiz '' tek '' kişi olarak anlam kazanmaya çalışmak olmalıdır. Neticede anlamsız bir zihin(bilinç) yok edici sanrılara gebedir. Kişilerin önceliği kendilerinde kalabalık olabilmeyi hedef haline getirmeleridir. Geri kalındığında ve hedef...

İnsanların toplumun anlayış ve benimseyişlerinden kopmak istemesi;

Resim
                                                                     Fotoğrafın alındığı profil Kırıp dökmeler nedendir? Niyedir insanların hayatlarına girildiğinde bir enkaza dayalı eylemlere girişilir? Teması '' yaşam '' olan bu döngüyü niye tersine çevirmenin daha makul ve olması gereken bir tutum gibi sergileniyor?  Bizler doğumdan sonra yaşamın o mucizevi çizgisinin üzerinde hayatta kalma yarışına katılmış birer yarışçılarız. Henüz emekleme dönemlerinde çizginin dışında hareket ediyor olmalarımız pekala hoş karşılanmıştır. Keza ayağa kalkıp yürümeye başladığımızda o gerisin geri emeklemelerden dolayı geride kalışlarımızı paytak ve aceleci adımlarla kapatmaya çalıştık; kah düştük kah ağladık... Sonuçta o yolun eksik yanlarını tamamladığımıza kanaat getirdiğimizde gördüklerimize hayret etmeye başladık. Bunl...

Ben, bir adım ötedeki bana sesleniyorum.

Hep bir isyan etme durumu içerisinde olmamın bana kattığı zararları dile getirmek istediğimde nedense içimi bir ateş sarıyor. Boğazımda bir yanma, karın boşluğumda daha önce yaşamadığım tuhaf sancılar nüksediyor. Vücudum kendi alanına o kadar bağlı kalmış olmalı ki herhangi bir değişim düşüncesinde reaksiyonlar göstermeye başlıyor. Kendimi bu bakımdan çok ihmalkar ettiğim doğrudur. Bunu nasıl yaptığımı inanın bilmiyorum. Yüzeysel şeylerin akıbetine kapıldığımdan ötürü olduğu kanısındayım; yine söylemek isterim ki, bilmiyorum. Bilinçsiz bir davranış silsilesiyle meydana geldiği kanısındayım. İnsanı ayakta tutan şeylerin başında '' us '' gelmektedir. Sağlıklı bir aklın karşısında hiçbir düşünce kendine alan inşa edemez. Ancak us buna imkan verirse mümkündür. Şayet, sağlıklı bir usa sahip olduğum konusunda çekimserim. Sonuçta ölçüp biçemediğim, dengesini bulamadığım bu yapı beni, benden uzaklaştırma adına türlü yolları deniyor. İnsan, kendisine ulaşmanın kolay yollarıyla h...

Dil, gönlü yüzdüren gemidir.

Kabul edemediğim şeylerden bir tanesi de '' İngilizcenin '' zorlu dil olarak kabul gösterilmeye çalışıyor olmasıdır. Bizler kendi anadilimizin derinliğinde kaybolmayı bir lüks ve gereksinim görmemiz gerekirken, dilimizin resmiyetini göz ardı ederek başka ülkenin anadilini kendi has ve öz dilimizin önüne koyularak biat edilmesi sağlanmaktadır. İnsan, anadiliyle insandır. Başka milletlerin dilinin bilmesi bir başka insan olmasına vesile olabilir fakat özünü ve hassasiyetini bilmediği anadilinin ötesinde benimsediği hangi dil olursa olsun yarım insandır benim gözümde. İnsan önemiyle birlikte değerine bağlı kaldığı sürece dilinin yaşamasına vesile olur. Fakat günümüz dünyasında sanki ayıplanan bir durum vaziyetindedir. İngilizcenin bir yaşam stili olduğunu ve bu dilin uzağında kalanların '' hayat '' serüveninden kopuk kalacağını ima eden söylemlere maruz kalınmaktır.  Yurdun dört bir yanından akın edenler ne hikmetse '' TÜRKÇE '' dilini bilme...

Orta Doğudaki Değişim ve Türkiye

Bunun büyük bir değişim olacağını hepimiz bir şekilde tahmin edebiliyoruz. Biraz geriye gittiğimizde BOP olaylarının patlak verdiğini ve bunun ülkemiz üzerinde büyük tesir oluşturduğunu hatırlamaktayız. Dünyanın kuruluşunda yer alan bir milletmişiz gibi sevinmeler, gururlanmalar ayyuka çıkmış ve hatta haber kanalları haftalarca üzerinde durmuştu. Kendi coğrafyamızın ötesinde başka coğrafyanın hakimiyetine hak sahibi olduk düşüncesi insanlarımızı güç zehirlenmesine bulamıştı. Sonra biraz ileriye gittiğimiz de ülkemizde olaylar oldu. Bunlar genelde iktidara yönelikti. Aslında hepsinin planı, projesi önceden çizilmişti. Amaç iktidarın konumu güçlendirmekti. Günler haftaları, haftalar da yılları takip ederek her gün türlü gündemler oluşturuldu. İnsanların zihinleri siyasetin o '' düsturundan '' uzaklaştırılmış oldu. İnsanlar '' siyasetin bir kazanımı '' yok söylemine varan çıkışlarla, ülkenin birçok durumuna sırt dönmek zorunda kalmışlardı. Sebebi belliydi; ...

Dışardan gelen söylemlerle beslenen insan(lar)

Allah'ın hepimize bir imkan sunduğu bu yaşamda herkes ideallerinin peşinden koşarak kendilerine değer verme aşamasındadır. Ancak bunun bir tık ilerisinde veya gerisinde bulunanlar yaşam döngüsüne zarar verenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki bu eylemde bulunanlar doğa dengenin onarılmasını zorlayacak bir durum içerisinde olurlar. Doğal dengeye örnek olarak şunu söyleyebiliriz. Kendilerinden çok başkalarının istekleri doğrultusunda yaşamak, bir konuma ve bir güce erişme girişimini daha çok yine başkalarının takdirlerine bırakmak...  Genel itibariyle '' başkaları ''   için yaşam sürme güdüsüne sahip olanlar, insan doğasına büyük ihanet etmiş olurlar. Bunun giderilmesi mümkün olsa da gerçekleştirmenin zor bir imtihan olduğunu unutmamak gerekir. İnsan yaratılış gereğince hayatta kalma iç güdüsüne sahiptir ancak bu zamanla evirilerek basit bir döngüye girmiştir. Bu basit döngü insan doğasını hafife alanların sığındığı yegane alandır.  İnsan temelini oluşturan ...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #218

Resim
  DeepTone   tarafından organize edilen AĞAÇ EV SOHBETLERİ'NİN  diğer  paylaşım konularına buradan  ulaşabilirsiniz. PANDEMİDEN SONRA HASTALIKLAR ARTTI MI? İnsanlık tarihi için inanılmaz derecede önemli bir meseledir. Ancak baronlar ve bunun arkasındaki güçler böylesi bir kaosun insanları üzerinde yarattığı yıpratıcı ve sarsıcı sorunlara çözüm önerileri aramak yerine sessiz kalmayı yeğliyorlar. Aslında böyle yapmalarının sebeplerini hepimiz biliyoruz. Toplum anlayışından koparılmaya çalışılan insanlar buna hızla adapte olmuş durumdalar.  Akıl işi olmayan bir virüs çılgınlığına diretmek yerine ayak uyduran insanlar paniğe ve de korkuya yöneldi; sonrasında her şey çorap söküğü gibi devam etti. Aşıları zorunlu hale getirmeleri bir bakıma '' yaşam özgürlüğünüze engel? '' değil midir? Ancak korkuya kapılanların çoğalması, insanların '' yaşam özgürlüğü '' düşüncesinden uzaklaşmasına olanak sağlamış oldu. İnsanların en zaaf eğilimi, çoğunluğun onayına karşı...