Kayıtlar

Sistem, kırılgan ve hassas bırakır

Hayatlarımız sisteme bağlı bırakılmış durumda ilerliyor. Bu da güzelliklerin ve iyiliklerin önünü kesmektedir. Bizler, '' ne yaşayacağımızı '' bilmeden bir yolculuğa çıkarıldık. Kimseler durmamızı istemedi. Bu yolda herkes yürüyor. Beraber yürüdüklerimizin yüzleri umutsuzluğu, kederi, hüznü yansıtıyor. Herkes mutlu olmayı istiyor ama kimse mutluluğu kendilerinde aramıyor. İnsan, kendisine sunması gerekenleri başkalarından bekleme umuduna giriyor. İçten gülmelere hasret kalınmasının tek sebebi beklenti içinde kalınmasıdır. İnsan neden bir beklenti içine hapsolmak ister? Çünkü, değerli olduklarını duymayı isterler.  Bağ, düğümlünü çözmeye başlar.  Kendinize zaman ayırdığınız anları düşününce bunun sadece sistemin içindekileriyle mümkün olduğunu göreceksiniz. Bağ, düğümlü kaldıkça dışarıya kapalıdır. Yer ve sınır bilir. Dışarıdan her duyduğunuza yer açmayın ki hududunuz kirlenmesin. Hayatınızda gereksiz bir yığın bilgi var. Bunların yerine insanınıza değer katan yollara gi...

yaşam, serüvendir.

Kimse zamanın ötesine ve üzerine binip yolculuk edemez. Zaman kendi başına bir eylemdir. Andır. Anda kalmak... Ne güzel değil mi, zamana yaslanmış bir hayatı yaşıyoruz; yaşamaya çalışıyoruz. Her şey anlık gerçekleşiyor. Zaman, her yaşama ikramlarda bulunuyor. Anlayabildik mi kendimizi, biz oluruz. Çoğalırız ve ikramlara sarılırız. Farkına varmadığınız her an, anınız bir ömür tadında ilerliyor. Anda tanık olduklarımız bir ömürdür. Gördüğümüz ve yaşadığımız her şey tekdir. Görürüz ve biter. İkramlardan ne alırsak onunla besleniyoruz ve gelişiyoruz.  Burası önemlidir. İnsan anlık bir değişime uğrayarak; yaşam karşısında gard almaya başlar. Yapılmayacak tek şeydir. Ana teslim olmalıyız. An ne sunarsa onunla besleniriz. Zamana etki edecek eylemler gidişatı sekteye uğratabilir.  Zaman, gündelik telaşların arasından geçip gidiyor. Yaşam bize anın kıymetini sunar. An da zamandır. İnsanlığa sunulan ulvi ikramdır. Hazineyi gönlünde taşıyabilenler, gülümsemeyi hayatlarından eksiltmezler...

Eksiliyoruz

Yurdun dört bir yanında düşmanlar Hepsi güler yüzlü şeytanlar İnançlarını yitirmişler, Yalanı ilke edinmişler, Doğruyu hasım bellemişler Ne yana baksak, hain yüzler Dillerinde kallavi küfürler Dinlemeyi bilmezler. Gerçeklik gözlerinin önünde olmasına rağmen, Beyinlerini zayıflatarak geliyorlar görmezden, Hafızalarında siyasilerin söylemleri Yollarında gürültülerle dolu sloganlar  Yanlarında zayıf ruha bürünmüş canlılar Aynı kelimelerle konuşsak da  bize sağırlar Algıları kopuk, Düşünceleri yitik, Eylemleri eksik Duyguları bitik, Oysa bizdik, beraberdik Kapılarımız açık Samimiyetiz sağlıklıydı. Ne oldu da böyle olduk? Kim suçlu, Biz mi, Siz mi?  Yoksa bizi birbirimize kırdıran siyaset mi? İdeoloji bağımlısı olundu, Kürsüye çıkanların ağızlarına bakıldı Çıkan kelimeleri hayatlarının merkezine dikildi. Gün geçtikçe hayatlarının her yanını söylemlerle çevirdiler Zehir saçtıklarından habersiz her şeye inanmaya sürdürdüler İnançları duygularından ayrıldı, Duygular gerçekliğe kö...

Güçlü bir irade

güçlü bir iradenin temeli birçok duygu ve düşünceyle sabitlenebilir hatta güçlü kılınabilir. Ancak bunlar zelzeleye maruz kaldığında çatlamaya müsait yapı taşlarıdır. Özü, sadelik ve içtenlik olmayan hiçbir temel taş yıkıma uğramaz. Erişimi kolaydır fakat insan bunun için bir mücadeleye girişmelidir.  benim birçok yazım '' insan ve benlik '' üzerine yazılıdır. Bunun dışına çıkmayı istemiyorum. İnsanın başka pencerelerden hayatın alanına bakmalı ve dersler çıkarmalıdır. Her birinden yetecek dersleri aldığımı söyleyebilirim. Fazlasına gönül vermedim. İnsan yapısı haddini aştığı şeylerin zararını başka şeylerin kaybolmasına tanık olmasıyla öder. Bir hissin, düşüncenin tamamıyla içimizi doldurması için çaba sarf edilirse inşa edilmiş temeller de çatlamalar meydana gelir. Gereğinden fazla yük, sağlamlığı zedeler.  Duygularına yön vermeyi başarabilenler doyumsuz bir yaşamın içerisinde her şeyin ruhlarına değdiğini hisseder. Diğer taraftakilere baktığımızda kıtlıktan çıkmışças...

Umut arayışı

Gayesiz bir yaşamın insana kattığı en büyük yenilik, hiçliktir. değerin ve yargının yanından geçmeyen bir bedenin, iç yolculuğu pekala çıkmaz sokaklarla sınırlıdır. Dünyevi alana döndüğü vakit her yere ulaşabilecek özgürlüğe sahiptir ama imkanı yoktur. Ulaştığı yerlerin insana kattığı sevinçten, hevesten yoksundur. Her şeyi olacağına vararak görür ve hayatın küçük neşelerine ve büyük düşüncelerine yürüyecek imkanı yoktur. yorgundur.  Yaşamında yıkım olmayan bir insanın, insanlığa katacak bir değeri yoktur.  Benim burada naçizane düşüncem; her insanın yaşamı saygıyı hak eder. Sonuçta yaşamın çetrefilli yollarına her insan bir kez giriş yapmış kah o yoldan çıkmayı başarmış kah hala içerisinde çıkışlar aramayı bırakmamıştır. Bunlar önemli gelişmelerdir, ziyadesiyle insanı bir meşguliyetin içinde tutmaktadır. Yazacaklarım, yaşadıklarını ulvi bir sıfata bürüyüp bununla övünenleredir.. Bu kişilerin kendi dışındakilere inanılmaz zararı dokunur. insana bedensel zararları dokunmasa da ...

İnsan ol

yaşam değerli bir hazineyi bünyesinde taşır. insan bu hazinenin ne olduğu konusunda engin bilgiye ancak kendisine dönük yaşadığında fark edebilir. çevresi renkli çiçeklerle donatılmış, üzerinde beyaz bulutların gülümsediği ve çevresinde de insandan siluetlerin koruduğu bu hazine müthiş bir ışık huzmesini gökyüzüne ulaştırır. Tanrıyla konuşuyor gibi...  insan, doğasından kopmak yerine doğasına dönük yaşadığında kendisine sunacağı değerli zenginliklerin bolluğu altında boğulabilir.  yaşamın bizlere sunduğu bu gerçekçi olaylar silsilesi en nihayetinde hepimiz için gerekli gücün ve iradenin ortaya çıkmasına vesile olur. Yaşamın gerçekliğinden kopmuş insanlar, avare misali kötülüğü itibar bilir ve uğradığı insanların duygularını ezer, hislerini yakar, ışıltılarını söndürür, enerjilerini de tüketirler. günümüz bu konuma erişmiş insanlarla doludur.  değerli bir hazinenin erişimine ulaşmanın yolu kadar güzel ve çetrefilli bir izafiyet yoktur. insanın ulaşamasa bil hazinenin orada...

Meczup II

İnsanların yüzlerini bu denli kasvet sarması normal midir? Nedendir, herkes bir telaş içerisinde yollarında ilerliyor. Kimsenin, tanımadığı bir kişinin gülümseyişine tahammül gösterecek vakti de mi yok? Gördüğüm bu insanlardan nelerin çalındığından bihaberler...  Ben iyiyim. En kötüsü kendimdeyim. Kimsenin telaş ağacına konup oradan beslenecek durumda değilim. Kaygıya gerek duymama sebep olarak bir yaşamın içinde bulunmuyorum. Beni kahreden meselelerden birisi de güçlü görünmemelerine rağmen güçlü görünme çabası içerisinde olmalarıdır. İnsan doğal olmalıdır. Doğası neyi yansıtıyorsa onu sunmalıdır. Türlü yollara baş vurarak yapıda bozukluğa sebep doğuracak anlayış ve davranış modellerinden uzak kalamamak ne üzücüdür.   Gülmenin insanlığı bu denli terk ettiğine daha önce tanık olmadığımı söylemek isterim. Ben ki içten gülüşlerin ağrı kesici özelliğe sahip olduğuna inananlardanım. İnsanların yansıttığı şeyler ise bunlardan uzak her şeye tanım olacak durumdadır.  İnsanı...