Kaygının beslenmesi

Kaygı insanın aşması gereken yegane gerçekliktir. Duygular besleyen ancak zayıflığı içinde yer edinen bir beden, istekleri doğrultusunda ilerlemesi zordur. Zira kaygı düşüncelere renkler kazandıran duygu durumları yerle yeksan etmek için zamana sığınır. Yaşam, stresi ve kaygıyı dost edindiğinde kişide onarılması güç enkazlar bırakır.

Duygular dile gelmekle müfellektir. İyisiyle kötüsüyle insana yönelim kazandırır. Yaşamın içinde duygulardan uzak ilerlemesi mümkün değildir. Kaygı bu yola girişenleri tuzağa çekerek anlamlarını yitirmesine sebep olur.

Şöyle ki kaygı, istekler ve arzularla beslenerek ve bunların ters köşeye çekilmesini sağlayarak kişileri çıkmaza sürükler. 

Aşılması güç tarafta, dinlenerek ve sakin kalarak mağlup edilmesi açıkken, kişiler bunun üstesinden gelmek için çaba sarf etmez aksine teslim olarak, duyguların hezeyan yaşamasını göz ardı ederler ve mücadelesiz bu girişim kişileri duvara toslamasına zemin hazırlar. 

Kaygı, düşünce biçimlerinin üstesinden gelinmesi en zor eşittir. Diğer tüm duyguları izaya getirerek yön kazanmasını engelleyerek karışılık boşluğuna bedenen girmesini sağlar. 

Kaygı tek yönlü olmamakla birlikte çok yönlü oluşuyla kişilerin isteklerini can acıtırcasına söküp alır ve can çekişmeleriyle beslenmeye başlar. 

Kişi burada ne yaparsa yapsın kaygının önünü kesemez, ilerleyişini rızasız şekilde izler. Söz ve yer hakkına sahip olan kaygı bu fırsatı amiyane tabirle silip süpürerek kişileri uçurumun dibine sürükler. Buraya varan kişiler boşluğa düşmese de düşmekten beter bir halle kendilerini çaresizliklere yem ederler.

Kazanan taraf olmak isteyenler kaygının tahta oturmasına izin verdiği sürece, süresiz savaşların içinde can vermeye mahkum olur. 




Yorumlar

  1. Kaygı, stres bende de hep var. Daha çok insan kaynaklı çünkü duyarlı olup empati kuran, anlayışlı olan çok az insan kaldı. Muhakkak birileri sinir strese sokuyor bizi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beklenmedik Bir Yolculuk

Kalbin söz hakkı;

Kalbin kırılması;