Kayıtlar

Kişisel zenginlik

  Konuya değinmeden önce insanların içlerini ateşleyen o motivasyonları unutmanızı rica ediyorum. Size motivasyon değil, ayakta durmak için gerekli dirençleri sunmaya çalışacağım. Umarım etkili ve faydalı olabilirim. İnsanın yaşam için anlam arayışına girmesi kişiye inanılmaz özgürlükler tanıyacaktır. Tersi durumda hareket edenler, olduğu gibi yaşayanlar hayatın sunacağı zorlayıcı sınavlardan geçemeyeceklerdir. Mücadeleye çekilmeyen bir hayat, saygınlığı hak etmeyecektir. Saygınlık yere sağlam basmamızda, kendimizi beslememizde ve en önemlisi kendimizde kalmayı başarmamızda saklıdır. İnsan olmanın, mutlu olmanın, neşeli olmanın ve buna benzer bütün oluşlar kaçışlardan ortaya çıkar. Kalmak önemlidir. Kaldığınız yerde kendinizi bilmeli, tanımalı ve büyütmelidir. Olmak istediğiniz her şey mücadelesiz bir arzudur. Mesela insan olmaktan bahsedebiliriz. Kişi kendinde kalmayı bilmezse yani kendini tanıyamazsa hududunu aşarak başkalarının alanlarına giriş yapar ve burada da hazin son...

Gündüz güneş, gece yas oldu.

Resim
Ortaokul zamanlarında çakır gibi çocukluk geçiriyorduk. Horozlanmada üzerimize yoktu, tut deseler köpekten önce koşardık. Dünyamızda güzel ve etkili olan davranışlar, dışarıdan bakanlar için çılgınlık ve olabildiğine gereksiz görünebilirdi. Haklı olabilirlerdi. Fakat hayatı biz yaşıyorduk. Cuma günü sabahçıydık. Okuldan kaçmak için arkadaşlarla bir araya geldik ve 5 kişi kaçmaya karar verdik. Yola koyulduk. Şimdilerde düzinelerce saçma sapan binaların olduğu o yollar yeşilliklerden geçilmiyordu. Yılanlarla, sincaplarla ve tilkilerle karşılaştığımız olmuştu. Sırtımızdaki çantaları sık çalılıkların arasında sakladık. Güldük, eğlendik, hopladık. Çimlerde boğuştuk. Beyaz önlüklerle, gri pantolonlar yeşile bulandı. Yola devam ettik. Arkamızdan gelen arabalara el kaldırıyorduk. Hiçbir araba durmuyordu ki bir araç durdu. Camdan başını uzattı, ‘’ Gençler okulu mu astınız? ‘’ ‘’ evet ağabey ‘’ ‘’ nereye böyle ‘’ ‘’ yol nereye götürürse oraya gidiyoruz ağabey ‘’ ‘’ 2 kişi öne, 3 kiş...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 149

Resim
Böyle bir etkinliğin bugüne gelmesinde katkıları olan   Deeptone   ve   KAPLAN DIARY  teşekkür ediyorum.  Ağaç Ev Sohbetlerinin daha önceki konu başlıklarına  buradan   ulaşabilirsiniz. Mutlu olmak  isteyen   insan ile  mutlu kalmak  isteyen   insan arasındaki  fark nedir?  Herkesin kendisini anlatmak için türlü yollara başvurma imkanı var. Bu başvurmalar gündelik hayatta ister bağırarak, ister susarak, isterse müzik dinleyerek ifade edebilir. Yansıtma durumunu epey fazladır. Davranışıyla ifade etmekte bunlardan birisidir. Uzak durmakta önerilebilir.  Toplum nezdinde birilerinin sizden uzakta durması '' delilik, çekimser veya içe dönük '' olarak tasvir edilebilir. Bu fikirler delilik haricinde doğru olabilir fakat '' uzak durma isteğinde olması da '' haklı bir tavır olduğunu da unutmamız gerekiyor.  İnsanların kaçırdı nokta burasıdır.  Kendini tanımayan, bilmeyen, anlamayan birey, sıradanlığa girmiş kim...

hissizliğimize isim bulamayız.

Resim
Kırıldım, Orta yerden. Bakma kanadığıma, andığım birçok hadise var gizlediğim, sahneye davet etmediğim. Şahsiyet meselesinden söz ettiğinde, Canlı yayınlarda son dakika olarak geçiyordu vahşetin! Bilemezdim bilinmeyeni olacağımı. Kırgın değilim, dargın hiç değilim. Gözünde hiçken önemi arz eder mi muradımın? Gözlerin arar mı artık beni? Sevgi şecaat ister demişti. Yanına yaklaşılması zor bir kelimeyle dile getirdiği sevginin tanımı, yüreksizliğiyle tanımsız kaldı. Bana bakmayın, Ben kanarım, arada anarım, bazen de solarım. Kaç fiyakalı sevgilere tanık olduk, Kaç imtiyaza şahit olduk! Sonra güm! Bir kaya parçası herkesten sakındığımız yurdumuzun üzerine düştü, ezildik. Sabaha yetişemedik. Güneşe gönlümüzü gösteremedik Halimize mutluluğu buyur edemedik ne ektiysek onunla zehirlendik iki kişilik coğrafyamızı besleyemedik. Kusurum, kusursuzluğuna aşıktı bilirsin. Bilinen olmaktan kaçtık, açtık oysa her şeye Bilmeliydi dağ, taş, insan, deniz, bulut, çiçek. bil...

Sinema salonu #5

Resim
Yeter'in babası, kollarını sıvazladı.  '' İleriye gitme, ben konuşurum '' dedi. Amcaoğlu aldırış etmedi.  Yaşlı adamın adımlarını hızlandırdığını görünce peşine takıldı. Yanına geldiğinde onu geçmek için mini bir yarışa girişti. Yaşlı adamı geçemiyordu.  '' Bu ne aceledir, hey! ''  Yaşlı adam yoluna devam etti. Amcaoğlu, adamın eşine zarar vereceğini düşündü. Yaşlı adam sıvazladığı kıyafet bileğine düşünce tekrar sıvazladı. Dağın yamacına vardıklarında Yeter'in ağabeyine hararetle bir şeyler anlattığına şahit oldular. '' İşte oradalar '' dedi yaşlı adam ve yürümeye devam etti. Amcaoğlu arkasından koşturdu.  Dağın dibinde yükselen toz bulutları gören Cumali, ayaklandı. Yeter'de arkasına bakındı. Gelenlerin dünyalarını zindan eden insanlar olduğunu görünce yeri yarıp içine girmek istedi.  '' Olamaz! '' dedi. Ağabeyi Yeter'in önüne geçti. Karşılarında durdu. Derin nefesler aldı.  Bir adım daha ilerledi. '...

Sinema salonu # 4

Resim
Dağın yamacına vardılar. Ağabeyi hızlı adımlarla küçük kaya parçalarına basarak daimi olduğu yere ilerlemeye başladı. Yeter, ağabeyinin gidişini izlerken kendisinden kopup giden geleceğinin yalpalayışını izler gibiydi.  Ağabeyi, '' Hadi gel. Durma orada ''  diye seslendi.  Yeter dalgınlığını bozan çıkışa tepki göstermedi. Ağabeyi kendine bakıyordu. Yeter, bir adım attı. Bir adım daha, derken ağabeyinin yanına vardı. İki yetişkin insan boyu kadar mesafe daha gittikten sonra genişçe bir taşın üzerine oturdular. Yeter etrafına bakındı. Bulundukları yerden, meydan savaşının yaşandığı yere gözlerini dokundurmak istediyse de ağabeyi bunu anlamış olacak ki seslendi. '' Burası, burasıdır beni gizlendiğim yer. ''  Yeter, ağabeyine bakınmakla yetindi. Çevrenin görkemi ve küçük çaplı görüntüsünün sunduğu ihtişamı yitirmemek için başını manzara çevirdi. '' Sana, sana bir şey diyeceğim. Yeter, ben, ben aşık oldum. ''  Yeter, gözlerinin kıyısına serilm...

Sinema salonu # 3

Resim
  İki kadın yol üzerinde Yeter'i takip etmeye devam ediyordu. Yeter'in salınarak yürümesi kadınlarda aklı dengesini kaybetmesine ramak bir görüntü sunuyordu. İyiye dair bir düşünceye yermeyen bu iki kadın Yeter'i haki görmekten pek hoşnutlardı. Yeter'in kendilerinde olmayan bazı meziyetlere sahip olduğunu anlamış olmalılar ki kıskançlık ve fesatlık peşinde ilerliyorlardı. Öyle olmasaydı Yeter'i durdurup yanında yürümek için diretebilir en olmadı, takip etmezlerdi. Takip etmeleri düşeceği zor durumdan nemalanmaktı. Laf ve hadise arayan bu iki kadın Yeter'in köyün civarında bulunan bir eve girdiğini gördüler.  Kadınlar meydanda bulunan insanların Yeter'e infial bakışlar attıklarını görünce, istedikleri şeye ulaştıklarına binaen kısa bir sevinç gösterisi sundular. Meydandaki insanların arasına katılmak isteseler de yapmadılar. Yeter'in az önce içeri girdiği evin arkasından geçerek kalabalığa yakın olmayacak yerde durdular.  Konuşulanları duymakla duymamak a...