Gönül huzura susar II

Kırıldığın yerden toparlanmazsın. Gelip birileri seni bir araya getirmez. Dağılmış parçaların gökyüzünü seyreder. Bir mana, bir anlam bir özlem ararsın, arasında bulabilir misin?


İşte yüksek sesle konuşmak budur. Sessizliğin içerisine hapsolmaktır. Söylediklerin kulaklarını sağır eder de bir adım öteye ulaşmaz. İçtenliğinde gün yüzünü seyreden ve aydınlıktan saklanan ne varsa her biri ağır adımlarla gökyüzünü izlemeye çıkarlar. Gördükleri karşısında nutku tutulanların çığlıklarını kimseler duymaz.

Ellerini göğe sarılmak için kaldırırsın da etrafa dağılan sıcaklığı tutamazsın. Bir keder bir gam üzerine düşer. Bundan kurtulmak istersin de kaçamazsın. Her yanını sarmıştır. Umut, bulutların arasından gökyüzüne uzanan ışık huzmelerine nispet yaparcasına güneşe sırt döner. Bilmez ki güneş her yerden ablukaya almıştır. Gönül işte bir yere konmak ister. 

Bir güç bulutların içinden tanelerini yüzüne serpmeye başlar. Yüzünden toprak kokusunu andıran tatlar ayyuka yükselir. İçinin kalabalıkları gökyüzünde oluşan bu hadisenin ehemmiyetini bilmeden çıplak ayaklarıyla gönlünü ezerek eğlenmeye başlarlar. Bilirsin ki gönlüne düşen her adım ağırlıktan ziyade sevinç bıraktığını.

Nasıl davranılması gerektiğini bilmeyenler karanlıklarına dönmek için uçsuz aydığın içinde yas ararlar. Bulamayacaklarını bilmezler. Masum oldukları kadar da çelimsizlerdir. Sarılsan kırılacak, koklasan solacak, seyretsen eriyecek gibilerdir.

Onlardır dünyadan sakladıklarım. Göğün bağrında yaşananlara seyirci olmayı bilmediklerini anlayabilirim. Onların seyrine daldıkları karanlıklar burada aydınlığa dönmüşlerdir. Biliyorum ki onlara bu mahpusluğu ve özgürlüğü ben verdim.

Özgürlüklerine ket vurduğumdan dolayı suçluyum. Yaşam haznelerini sırf insanların '' ne der '' diye içimin ücra köşelerine sürgüne gönderdim. Çıkış yollarını kapattım ve karanlığa mahkum ettim. 

Onlar karanlığa sarıldılar ve soyundular. Ruhlarını çıplak bırakan tüm hazları yanlarına koyarak düşüncelerinin saf ve anadan üryan hallerini karanlığın boşluğuna astılar... 

Birisi dönüp de '' karşı çıkmadı. '' 

Hepsi olması gerektiği gibi maruz kaldıklarına sessizce sahiplendiler. 

Şimdi de semada sergilenen resitalin ahengini yüreklerine düşen kor ateş gibi hissediyorlar. Çünkü onlar karanlığın yüzüne aşıklar.

Bu çetin savaşın galibi de mağlup olanı da yoktur. Kaybı vardır. Kayıplarım kendime uzak harflerdir. Her harf bir mananın başlangıcıdır. Her mana bir canın karanlığına aydınlıktır. 


Gönlüme süzülen bu yağmur tanelerine dokunmak için ellerinizi uzattığınızı biliyorum. Her damlanın altında ıslanmayı ve anlam bulmayı istemelerinizi hala ilk sıcaklığıyla muhafaza ediyorum. Gönlümün diğer adı olan kalbim duygu dolu sıcak kelimeleri dilime yolculuğa çıkardığında bağlantılarını koparırdım. Onlardı beni, size uzak bırakanlar. Onların gönülleri dillerine uzanmadığı için benimde uzanmaması gerektiğine inandırmıştım kendimi... 

Karanlığın içindeki özlemlerinizi, sevgilerinizi, acılarınızı yerle yeksan ettim. Kapılarını kırdım, duvarlarını tuz buz ettim. 

Gözlerimi kapattığımda karanlık odalarınız belirdiğinde yolunuzu hızla terk ederek aydınlığa ilerlerdim. Biliyorum ki sizler aydınlığın gerçek sahibisiniz. Ben ise gözlerimi kapattığımda aydınlığa ulaşmak için ilerleyeceğim. Bu yolculuğun külfetini size bıraktığım için affedin. Yolculuğum yeni başlıyor. 


Sizler bu ihtişamın altında sevincini istediğiniz gibi yaşayabilirsiniz. Benimsediğiniz o karanlıklar aslında aydınlığınızı elinizden almam içindir. 

Yıllardır sessinize hasret kaldım. Dilediğiniz gibi harfleri yüksek seslerle dile getirebilirsiniz. Bu yolculukta ihtiyacım olan tek şey seslerinizdir. 

Beni karanlık yolda sessiz bırakmayın. 


Yorumlar